Mesele Hafızlık Deği̇l, Siz Hala Anlamadınız mı?

Kadir Gecesi Kur’an’ın gecesi…
16 Şubat 2021
Alaaddin’in Sihirli Lambası
16 Şubat 2021

Önce Elif-Ba cüzleri, ardından Kur’an ayetleri… Allah (c.c.) ile (zamandan ve mekandan münezzeh) konuşmak… Konuşmak, okumak… Defalarca okumak, yetmez! Ezberlemek, ezberlerken kendinden geçmek… Kelamullah’ın derinliklerine in(ebil)mek, O’nu anlamak ve sonra… Yaşamayan bilmez… Mesele hafızlık değil, siz hala anlamadınız mı?

 

Hafız kelimesi Arapça hıfz kökünden türemiş. Korumak, ezberlemek anlamına gelen bir sıfat. Dinimizin anayasası olan Kur’an-ı Kerim’i ezbere bilmek, İslam inancının ve medeniyetinin ilk dönemlerinden beridir önemli bir ayrıcalık sayılmış ve toplumda saygı vesilesi olmuştur.

 

Hiç şüphesiz kâinattaki en güzel uğraş Kur’an-ı Kerim’i hıfzetmek ve tilaveti ile meşgul olmaktır. Bu mesele ile ilgili en doğruyu, sözlerin en güzelini söyleyen, hafızların reisi Peygamber efendimiz (s.a.v.) şöyle ifade etmiştir:

 

“ÜMMETİMİN EN ŞEFEFLİ KADINLARI VE ERKEKLERİ, KUR’AN-I OKUYAN, EZBERLEYEN VE O’NU TAŞIYANLARDIR”.

 

Bu izzet ve ikram yüce Rabbimiz (c.c.) eliyle önce hafızların reisi Peygamber (s.a.v.) efendimize vahyedilmiştir. Alemlere rahmet olan Peygamber efendimiz (s.a.v.) hafızlık müessesine ve hafızlara son derece önem vermiş, rivayetlere göre ashabından hafız olmayanı vali olarak tayin dahi etmemiştir. Efendimizin (s.a.v.) bu uygulaması, Kur’an-ı Kerim ile hükmetmenin ne derece önemli olduğunu önce sahabe-i kiram efendilerimize, sonra bizlere ders niteliği taşımaktadır.

 

Bir gün yeni tanıştığım ve benim hafız olduğumu yeni öğrenen bir beyefendi hayretle “İnsan neden Kur’an ezberler ki?” diye bir soru yöneltti. Sorusuna şaşırmadım. Zira ilk kez böyle bir soru ile karşılaşmamıştım.

 

Sahi, beni Allah’ın kelamına ne sevk etmişti? “ Tarih tekerrürden ibarettir” sözü tecelli ediyordu. Bir anda zihnimde çocukluk yıllarıma doğru bir yolculuğa çıktım.

 

Hafız bir dede ve babanın evladı olarak dünyaya gelmişim. Her yeni doğan müslüman evladı gibi kulağımıza ezan ve kamet okunmuş. Akrabalarımıza ve sevdiklerimize mevlid-i şerif meclisleri kurulmuş, ikramlar yapılmış. Her bir uzvum Kur’an’la, Peygamber (s.a.v.) efendimize salat ve selamlar ile tabir-i caizse yıkanmış elhamdülillah. Sözümüz Kur’an olmuş, ninnimiz Kur’an…

 

Dört yaşında Nur-u Osmaniye Camii hafızlarının arasına karıştım. O günden tam 20 yıl sonra dünya birincisi oldum.

 

Babacığım Hafız Hüsnü Hoca, talebelerimin hafızlık merasiminde yıllar öncesinden bir anekdot paylaştı: “Selman ve kardeşlerine küçükken saatlerce Kur’an okurdum. Onlar can kulağıyla beni dinler, hiç ses çıkarmazlar hatta kıpırdamazlardı. Bir dakika dahi yerinde duramayan çocuklarımın Kur’an-ı Kerim dinlerken sakinleştiklerini görünce, onlara hemen her gün Kur’an-ı Kerim okudum.”

 

Kur’an-ı Kerim, hakkımızda ilahi nefes olarak çok özel bir terbiye olmuştu. Temeldeki o Kur’an sesi bize sabır, azim, iştiyak, şevk, mücadele, cesaret ve başarı getirince bütün okullar ve imtihanlar Allah’ın izni ile kolaylaştı.

Kur’an-ı Kerim sonsuz bir umman. Biz hafızlar bu ummanda hakiki söyleyip, hakikati arayanlarız.

 

Kim ki Kur’an hafızı, bilsin ki Allah (c.c.) hafızın muhafızı. Allah sadece seçtiği kullarına o tacı giydirir. O makam; o tacın hasreti ile gözyaşı dökmeyen, anne-baba ve hocasının duasını almayanlara nasip olmaz.

 

Gelin hep birlikte zihinleri berraklaştıran, yolları aydınlatan, başkalarından farklı kılan, manaya erdirip hakikate kavuşturan, meleklerin korumasına alan yüce kitabımız Kur’an-ı Kerim’i okuma ve ezberleme seferberliği başlatalım. Önce kendimiz, sonra hanemiz, sonra çevremizi bu seferberliğe dahil edelim. Okuyalım, okutalım, okudukça anlayalım, şifa bulalım. Rahmet ve şifa membaından istifade edelim.

 

Hakikate varalım, hakikat ile yaşayalım. Kur’an denizine dalıp huzuru bulmayı, huzura varmayı, Kur’an-ı okuyan, dinleyen, en azından Kur’an okuyana hizmet edebilen, cennetle iltifat olunan kullardan olmayı Allah (c.c.) hepimize nasip etsin.

 

Yaklaşan rahmet ayında camilerimizde, evlerimizde, kısacası Müslümanlar olarak toplanabildiğimiz her yerde, rahlenin başında, Kur’an-ı Kerim ile hemhal olalım. Peygamber (s.a.v.) efendimizin sünneti olan mukabeleyi İslam ailesi olarak heyecanla, yeniden ihya edelim, mukabelesiz kalmayalım.

 

Bu duygu ve düşünceler ile mukabele ayı Ramazan-ı şerifinizi tebrik eder; sizlere, devletimize, İslam ailesine hayırlara vesile olmasını Cenab-ı Rabb-i Rahim’den niyaz ederim.