Ayşe Arman ile Röportaj
16 Şubat 2021
İnsan ve Kâinat
16 Şubat 2021

Türkiye’nin istikbali ve dolayısıyla dünyanın geleceği kıymetli öğrenciler eğitim ve öğretim için okullarda, sınıflarında. İlim ve irfanın öncüleri saygıdeğer öğretmenlerin şefkatli ellerine ve gönüllerine teslim edilen çocuklar, anne ve babaların gizemleri ve hayalleridir. Madem hayallerimiz ve özellerimiz, öyleyse çocuklara madde ve mana bir arada verilmelidir.
Her şeyin sahibi yüce Mevla;
“Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?” (Zümer Sûresi,10. Ayet)
Diye buyurarak bilgi ve bilgiliyi ön plana çıkaracak bu ayeti biz kulların bilgisine sunmuştur.
Hz. Peygamber (s.a.v.)’in tavsiyesi zihnimizde serlevha olacak niteliktedir.
“İlmi, beşikten mezara kadar talep ediniz.”
Hz. Peygamber (s.a.v.)’in müjdesi şöyle; İlim, rütbelerin en yücesidir. Bu mertebeye ulaşmak için çok zahmet ve gayret kaçınılmazdır. Zira dünya hayatında zahmetsiz hiçbir rahmet yok. Ancak Rabbimizin merhameti istisnadır.
Hz. Ali (kerremallahü vechehü) buyurur;
“Çocuklarınızı yaşayacakları çağın ihtiyaçlarına göre yetiştiriniz.”
Hiç eskimeyen ve hep değerli olan büyüklerin ifadesiyle; “Ağaç yaşken eğilir.”
Eğitim anne karnında iken başlar, mezara kadar devam eder. Bunun için hayata merhaba diyen çocuklarımız Yaradan’ın bizlere emanetidir. Emanete hakkıyla sahip olmak bize yakışan kulluk bilincidir. Hem dünyevi hem de uhrevi ihtiyaçlarını en doğru zamanda en doğru şekilde kendilerine sunmalıyız. Ebeveyne düşen helâl yemek, helâl yedirmek. Doğru konuşmak, doğru konuşturmak. Ahlâklı olmak, ahlâklı olmasını sağlamak.
İbn-i Sinâ toplumun huzurlu ve refah içinde olması için ahlâklı bireylerden oluşması gerektiğini, iyiliğin ahlâktan geldiğini, ahlâklı olmanın dindar olmanın da bir parçası olduğunu savunur. Toplumsal barışı sağlamak ve mutlu insanlardan oluşan, yarınlara güvenle bakabilen çocukların oluşturduğu bir toplum yaratmak furkan nesiller yetiştirmekle mümkün olabilecektir.
Aydınlık yarınların tesisi ancak imanı küfürden, ihlası riyadan, tevhidi şirkten, hakkı batıldan, doğruyu eğriden, hayrı şerden, iyiyi kötüden, helâlı haramdan ayıran, gerçekleri açıklayan, ilkeli, dürüst ve her isteğinde her hedefinde başka insanların da mutluluğunu gözeten bireylerle şekillenebilecektir. Çünkü insanın fıtratında pozitif duygular vardır ve insanı kötü duygular değil iyi duyguların kullanılmaması yıpratır, hasta eder. Çocuklarımıza sevgiyi, şefkati, vicdanı, hoşgörüyü, ümidi, saygıyı, sabrı ve tahammülü harcamayı öğretmeliyiz.
Her zaman söylediğimiz gibi, biz bu dünyada doğru bilgiyi aktarmak üzere görevlendirilmiş varlıklarız. Bize düşen vazifeyi ifadır. Çocuklara eğilelim, merdiven olalım, bizden destek alsınlar ki yol alsınlar.
Tabii ki ilim bizi ihya etmeli, yaşatmalı, inşa etmeli, yeniden doğuş gibi bizi aydınlığa eriştirmeli.
Anne ve baba eğitim ve öğretime hazır olunca çocukların gelişmesi de o derece mümkündür. Yani yetişkin ve çocuk eğitimi bir arada olmalıdır. Bizi ilgilendiren nokta ise anne ve babanın çocuklarının geleceği ile ilgili sözlü ve fiili dualarıdır. Önce söz söylenmeli ve sonrasında vücut bulacak doğru adımlar atılmalı. Bu nedenle okul, aile ve çevrenin bireyin yetişmesi için temiz ve prensipli kılınması gerekir. Böylelikle ailesinden aldığı erdem, okuldan aldığı prensipler ve cemiyetten kazandığı ahlâk ve nezaket insanı şeytani duygulardan uzak, rahmani duygularla yoğrulmuş, dikkat çeken bir şahsiyet haline getirir. Bu nesillerin yetişme mefhumu ve mefkûresi Yaradan’ın bizlere sunduğu sevap bahanesidir. Devlet ve milletçe bu önemli vazifeyi gönülden kucaklayıp tarihe adımızı irfanın öncüleri adıyla yazdırmalıyız inşaallah.